Bu Blogda Ara

8.6.11

Türk İslam Devletlerinin Kültürü Sanatı Ekonomik Yapısı Nedir?



 DEVLET YÖNETİMİ


Türkler Müslüman olduktan sonra da devlet yönetimi ile ilgili geleneklerine devam ettiler. Devlet hanedan ailesinin ortak malı sayılıyordu.

Karahanlı Devleti kurulduğu coğrafya itibari ile Türk Devlet anlayışını aynen sürdüren bir devletti. Hükümdarlar da "kara" ünvanı kullanılıyordu.

Sultan ünvanını ilk kullanan Türk Hükümdarı Gazneli Mahmut ( Sultan Mahmut ) olmuştur.

Devlet işleri Büyük Divan denilen yerde görüşülüp karara bağlanırdı. Divanın alt kademeleri vardı. Her alt kademede ayrı bir iş görülürdü. Ülkeler kolay yönetim için eyaletlere ayrılmıştı. Eyaletlerde melikler görev yapardı.

Moğol hükümdarlarına "Kağan" denirdi. Devlet işerinin görüşüldüğü ve karara bağlandığı yere de "Kurultay" adı verilirdi. Ordu komutanlarına ise "noyan" denilmekteydi.

NOT: Ülkenin hükümdar ailesinin ortak malı sayıldığı düşüncesi bütün Türk Devletlerinde kabul görmüş ortak bir düşünce idi. Bu anlayış taht kavgalarına ve Türk devletlerinin kısa sürede yıkılmalarına neden olmuştur.

ADALET İŞLERİ

Türk-İslam Devletlerinde hukuk, Şeri ve Örfi olmak üzere ikiye ayrılırdı. Şeri hukuk ile ilgili davalara "kadı" bakardı. Örfi hukuk ile ilgili davalara bakan yüksek bir mahkeme vardı. Ordu içindeki anlaşmazlıklara "kadıasker"(kazasker) bakardı.

ORDU

Türk Devletlerinde ordu sürekli olarak önemini korumuş bir kurumdu. Türk Devlet anlayışında ve Türk Milleti'nin kültüründe ordu kavramı her zaman için büyük önem taşımıştır.

İslam öncesinde olduğu gibi, İslam sonrası da Türk Devletleri' nde ordu büyük önem taşımaya devam etti. Karahanlı Devleti'nde ordu çeşitli Türk boylarından oluşuyordu. (Karahanlı Devleti kuruluş itibari ile tamamen Türk özelliği taşıyan bir devlettir.)

Gazneliler Devleti'nde ise durum biraz daha farklı idi. Gazneliler Devleti'nin kuruluş itibari ile çok milletli bir yapıya sahipti. Bu durum orduda da kendini göstermişti. Gazneli ordusu birçok milletten oluşuyordu.

Büyük Selçuklu Devleti'nde Türk ordusu çok daha gelişmiş ve büyümüştür. Büyük Selçuklu ordusu altı ayrı bölümden oluşuyordu. Bunlar :

1) Gulaman-ı Saray : Çeşitli milletlerden toplanan kölelerin özel bir eğitimle saray için yetiştirilmesi ile oluşmuş askerlerdir.

2) Hassa Askerleri: Çeşitli Türk boylarından oluşan atlı askeri birliklerdir.

3) Melik ve Vali askerleri: Melikler ve valilerde savaş zamanı emrindeki askerlerle Sultan'ın ordusuna katılırdı.

4) Bağlı Devlet ve Beyliklerin Askerleri: Büyük Selçuklu Devleti'ne bağlı devlet ve beylikler de savaşa zamanı Büyük Selçuklu Devleti'ne asker verirlerdi. ( Ermeni ve Gürcü krallıkları gibi)

5) Türkmenler : Göçebe olarak yaşayan Türkmenler savaş ortamına her an hazır bulunurlar ve gönüllü olarak Sultan'ın ordusuna katılırlardı.

6) Sipahiler : İkta ( toprak sahibi )olanların, gelirlerinin bir bölümü ile beslemek zorunda oldukları askerleridir.

Buna göre ülke toprakları vergi gelirlerine göre bölümlere ayrılırdı . Bu bölümlere 'İkta' denirdi. Bu toprakları işleyen çiftçiler , devlete vermeleri gereken vergiyi "Sipahi"ye verirlerdi. Sipahi de gelirinin bir bölümü ile atlı asker yetiştirirdi. Bu sisteme Osmanlı Devleti döneminde "Tımar" adı verilmiştir.

NOT : "İkta " sistemi ilk defa Büyük Selçuklu Devleti Veziri olan "Nizamül- Mülk" tarafından uygulanmıştır.


DİN VE İNANIŞ

Türkler İslam dinine girdikten sonra bu dinin liderliğini üstlenmişlerdi .İslam dinini geniş alanlara yaymak için fetih hareketlerine girişmişler ve Türkler sayesinde İslam dini çok geniş alanlara yayılmış ve bir dünya dini haline gelmiştir.

Bugün ,Pakistan , Hindistan ,Afganistan, Balkanlar gibi coğrafyalarda İslam dininin yayılması Türkler sayesinde olmuştur. Türkler İslam dininin daha çok Sünni- Hanefi ekolünü benimsemişlerdir.

Sünni İslam anlayışı yaymak ve korumak için mücadele etmişlerdir. ( Nizamül- Mülk'ün açmış olduğu Nizamiye medreselerinin amacı Sünni İslam anlayışını korumak ve geliştirmekti.)

Türkler arasında Sufilik ( Tasavvuf ) anlayışı da oldukça gelişmiştir. Sufilik hareketi sonucunda birçok tarikat ortaya çıkmıştır.

Bunların başlıcaları ;

Rifailik, Kadirilik, Kübrevilik, Yesevilik, Ekberilik tir. Bunlardan Yeseviliğin kurucusu bir Türk - İslam alimi olan Hoca Ahmet Yesevi 'dir.

Hoca Ahmet Yesevi İslam Dini nin Türkistan'da ( Orta Asya ) yayılmasında çok önemli bir role sahiptir. Bugün dahi Türkistan'da Hoca Ahmet Yesevi ,bütün Türk boyları tarafından kutsal kabul edilmektedir.


EKONOMİK HAYAT

Türk - İslam Devletlerinde ekonomik hayat Büyük Selçuklu Devleti zamanında büyük bir gelişme gösterdi. Ticaret yolları üzerine "Hanlar" ve "kervansaraylar" inşa edildi.

Türk - İslam Devletlerinde ülke toprakları yönetim bakımından dört ayrı bölüme ayrılmıştı. Bunlar;

1.Has Toprakları:
Vergi gelirleri Sultan'a ait topraklardır.

2. İkta Toprakları: Gelirleri, Hizmet ve maaş karşılığı olarak kumandanlara ,askerlere ve devlet adamlarına bırakılan topraklarıdır. ( İkta sahibi olan devlet adamı veya komutan belirli sayıda devlete asker yetiştirmek zorundaydı. )

3. Mülk Toprakları:
Kişilere ait topraklardır. Sahibi toprağı istediği gibi kullanma hakkına sahiptir.

4.Vakıf Toprakları: Okul, hastane gibi sosyal kurumların ihtiyaçlarını karşılamak için devlet tarafından bu kurumlara verilen topraklardır.
Timur Devleti zamanında Tarım ve ticaretle uğraşanlardan alınan vergiye "tamga" adı verilmiştir.

DİL VE EDEBİYAT

Karahanlı Devleti'nde resmi dil Türkçe idi. Resmi yazılar Uygur alfabesi ile yazılıyordu. Karahanlı Devleti'nin bu milli kimliği sayesinde bu dönemde Türk kültürü oldukça gelişmiş ve Türk kültürü açısından çok önemli olan birçok eser yazılmıştır.

Gaznelilerde ve Büyük Selçuklu Devleti'nde ise durum biraz daha farklı idi. Bu devletlerde bilim dili Arapça idi. Resmi dil olarak ta Farsça kullanılıyordu. Halk ise Türkçe konuşuyordu . Bu dönemlerde Türk kültür tarihi için önem taşıyan belli başlı eserler şunlardır:
  1. Divan-ı Lügat-it Türk -Kaşgarlı Mahmut: Türkçe 'nin zengin bir dil olfuğunu göstermek ve Araplara Türkçe öğretmek amaci ile yazılmış bir eserdir.
  2. Şehname- Firdevsi
  3. Divan-ı Hikmet- Hoca Ahmet Yesevi
  4. Edip Ahmet - Atabet'ül Hakayık
  5. Yusuf Has Hacip - Kutadgu Bilig
Moğollar kültür ve medeniyet alanında Türklerden önemli ölçüde etkilenmişlerdir. Bu dönemde Çağatay lehçesi bütün Orta Asya da etkinliğini arttırmıştı. Timur Devleti döneminin en ünlü yazar ve şairi "Ali Şir Nevai"dir. Ali Şir Nevai , Türkçe'nin Farsça dan üstün bir dil olduğunu göstermek amacı ile "Muhakemat el Lugateyn " adlı bir eser yazmıştır. Babür Şah'ta Çağatay lehçesi ile şiirler yazmıştır.

Ali Şir Nevai

Özbek Hanlıklarından Hive Han'ı "Ebu'l Gazi Bahadır Han"ın yazmış olduğu "Secere-i Türki" ve "Secere-i terakkime"dönemin ünlü diğer eserleridir. BİLİM Karahanlılar döneminde Türkistan'da bulunan Semerkant, Buhara, Kaşgar gibi şehirler öenmli bilim ve sanat merkezleri olmuştu. Büyük Selçuklu Devleti döneminde açılan Nizamül- Mülk medreseleri de İslam medeniyetinde büyük öneme sahiptir. Türk- İslam Devletlerinde yetişen önemli bilim adamlarından bazıları şunlardır;


  1. Farabi- Felsefe
  2. Biruni - Matematik
  3. İbn-i Sina - Tıp
  4. Barani- Trigonometri
  5. Uluğ Bey- Astronomi
  6. Ali Kuşcu- Astronomi
SANAT

Türk -İslam Devletlerinde gelişen başlıca sanat dalları;
çinicilik, minyatür, tezhip, ebru, süsleme, hat, oymacılık, kakmacılık ve mimaridir.

5.6.11

İlk Türk İslam Devletleri

İlk Türk İslam Devletleri başlığını görünce bilmemiz gereken öncelikli konu Talas Savaşı dır.

Talas Savaşı ( 751 ) ( Araplar - Çinliler ) : Doğudan batıya ilerleyen Çinliler ile , Ön-Asya' dan doğuya ilerleyen Araplar, Talas ırmağı kıyılarında savaştılar. Bu savaşta, Orta Asya'nın Çin egemenliğine girmesini istemeyen, Karluk ve Yağma Türkleri, Arapların yanına geçmişler ve savaşı Arapların kazanmasını sağlamışlardır.
Önemi :
• Orta Asya'nın Çin egemenliğine girmesi engellenmiştir. ( Siyasi )
• Türkler, bu savaştan sonra guruplar halinde İslamiyet'i kabul etmeye başlamışlardır. ( Karluklar ) ( Dini )
• Esir alınan Çinlilerden kağıt yapım tekniği öğrenilmiştir. ( Kültürel )
Türklerin İslamiyet'i Kabul Etme Nedenleri :
• İslamiyetteki tek tanrı ( Allah ) inancı ile Gök Tanrı inancı arasında pek fark bulmamaları
• Türk toplumunda bulunan Ozan ve Kam'lar ile İslam Evliyaları ve Dervişlerinin birbirine benzerlik göstermesi
• Cihad fikriyle, fetih fikrinin birbiriyle bağdaşması
• İslamiyet'in öngördüğü doğruluk, dürüstlük,temizlik,konukseverlik gibi ahlak kurallarının, Türk ahlak anlayışına uygun olması
• Ahiret inancı ve Kurban Kesme benzerlikleri
• Bilimsel ve Ticari ilişkilerin etkileri.
Türklerin İslam Dünyasındaki Etkinlikleri ve Hizmetleri :
• Abbasiler döneminden başlayarak Türkler'in etkinlikleri artmıştır. Abbasilerde Türkleri devlet hizmetinde görevlendiren ilk halife "Mansur" dur.
• Harun Reşid döneminde Saray Muhafızları Türklerden oluşturulmuştur. Bizans sınır boylarında ( Uc ), Türklere görevler verilmiştir.
• Me'mun ve Mu'tasım dönemlerinde Türkler'in askeri etkinlikleri arttı. Mu'tasım döneminde Türkler için "Samerra" şehri kuruldu.
• Azerbaycan'da başlayan ve devleti ( Abbasileri ) tehdit eder hale gelen Babek isyanı, Mu'tasım döneminde Türkler tarafından bastırılmıştır.
• Büyük Selçuklular, Abbasi Halifesini Büveyhoğullarının baskısından kurtardılar.
• Batı'da Bizans ve Haçlılara karşı, doğuda Moğol tehlikesine karşı İslam dünyasını Türkler korumuşlardır.
• Değişik bölgelerde kurmuş oldukları devletler yoluyla İslamiyet'i batı ve doğu'da yaydılar.
• İslam uygarlığının gelişmesine büyük katkıda bulundular. ( Farabi, İbn-i Sina, Biruni, Harezmi, İbn-i Türk önemli Türk Bilim adamlarıdır.)
• Eğitim ve Öğretim Kurumları açısından İslam dünyasının gelişmesini sağladılar ( Nizamiye Medresesi )
• İslam Sanatına' da katkıda bulunmuşlardır.
Özetle :
• İslamiyet'i her türlü iç ve dış tehlikelerden korumuşlardır.
• İslamiyet ' in yayılmasına ve bir dünya dini olmasına katkıda bulunmuşlardır.
• İslam dünyasına önemli devlet, bilim ve sanat adamları kazandırmışlardır.
• İslam Kültürünü geliştirerek batıya tanıtmışlardır. ( Büyük Selçuklular - Osmanlılar)
• Bugün, İslam bilim ve kültürünü laik devlet yapısı içerisinde geliştirmektedirler. ( TC )

Konumuza geçip İlk Türk İslam Devletlerinin kimler olduğunu tartışacak olursak:

1. TOLUNOĞULLARI ( 868 - 905 )
• Merkez : Fustat ( Mısır )
• Kurucu : Tolunoğlu Ahmet - ( Mısır Valisi )
• Önemi : Mısır 'da kurulan ilk Türk-İslam devletidir.
• İç karışıklıklar sonucu, Abbasiler son vermiştir.

2. İHŞİDİLER ( AKŞİTLER ) ( 935 - 969 )
• Merkez : Fustat ( Mısır )
• Kurucu : Muhammed bin Toğaç
• Önemi : Mısır 'da kurulan ikinci Türk-İslam devletidir.
• Fatımiler devleti son vermiştir.
Not : Tolunoğulları ve Akşitlerin yönetici ve orduları Türk, halkı ise Araplardan oluşmaktaydı. Bu nedenle uzun ömürlü olamamışlardır.
Yorum : Bir bölgede etkin ve uzun ömürlü olabilmek için sadece yönetim ve askeri güç yeterli olamamaktadır. Halkın desteği alınmalıdır.

3. KARAHANLILAR ( 840 - 1212 )
• Merkez : Balasagun
• Bilinen İlk Hükümdarları : Bilge Kül Kadır Han
• Önemi : İlk Türk - İslam devletidir.
• Karahanlılar devletini, Karluk - Yağma - Çiğil Türkleri kurmuştur.
• İslamiyet'i, Satuk Buğra Han zamanında kabul etmeye başladılar. İslamiyet'i kabul edince "Abdülkerim" ismini almıştır.
• Samanoğulları devletine son vererek Maveraünnehir bölgesine sahip oldular.
• Gazneliler devletiyle komşu olunca, onlarla mücadele etmeye başladılar. ( Sınırları genişletme mücadelesi)
• En parlak dönemlerini Yusuf Kadır Han zamanında yaşamışlardır.
• Yusuf Kadır Han'ın ölümünden sonra , taht kavgaları ve Gaznelilerle mücadele devleti yıpratmış, doğu ve batı olarak ikiye ayrılmışlardır. Doğunun merkezi Kaşgar, batının merkezi Semerkant olmuştur.
• Doğu Karahanlılara, Karahıtaylar ; Batı Karahanlılara Harzemşahlar son vermiştir.
Not: İslamiyet'i kabul etmelerine rağmen, öz kültürlerini korumuşlardır.

4. GAZNELİLER ( 963 - 1187 )

• Merkez : Gazne ( Doğu Afganistan )
• Kurucu : Alp Tigin
• Samanoğulları , Karahanlılar, Selçuklularla mücadele etmişlerdir.
• En parlak dönemlerini Sultan Mahmut zamanında yaşadılar. Sultan unvanını ilk kullanan hükümdar olan Gazneli Mahmut, Hindistan'a 17 sefer yapmış, kuzey bölümlerine İslamiyet'in girmesini sağlamıştır.
• Selçuklularla yaptıkları Nesa ( 1035 ), Serahs ( 1038 ), Dandanakan ( 1040 ) savaşlarını kaybettiler.
• Özellikle Dandanakan savaşından sonra zayıflamışlar ve yıkılış sürecine girmişlerdir.
• Gaznelilere, Afgan yerlilerinden olan " Gur " lar son vermiştir.

5. BÜYÜK SELÇUKLULAR VE BAĞLI DEVLETLER
Oğuzlar
• Türklerin en kalabalık ve tarihte en etkin rol oynayan koludur.
• Oğuzlara, Araplar Guz, Bizanslılar Uz, Ruslar Tork demişlerdir. Oğuzlara Müslüman olduktan sonra " Türkmen " ( Yörük ) denilmiştir.
• Oğuzlar, Bozoklar ( Sağ Kol ) ve Üçoklar ( Sol Kol ) olarak iki kola; Kollar ; Yıldızhan-Ayhan-Günhan ( Bozoklar), Denizhan-Dağhan-Gökhan ( Üçoklar ) olarak 6 soya; soylar 4' er boya ( toplam 24 boy ) ayrılmıştır.
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ ( 1038 - 1157 )
Önemleri :
• Adını Selçuk Bey'den almış, devleti Tuğrul ve Çağrı Bey' ler kurmuştur.
• İslamiyet'i dış saldırılara karşı korumuşlar, İslam ülkelerini bir yönetim altında birleştirmişlerdir.
• Anadolu'nun Türkleşme sürecini başlatmışlardır.
• Türk - İslam kültürünü sentezlemişlerdir. ( Birleştirmişler, harmanlamışlardır)
• İslam uygarlığını geliştirmiş ve yaymışlardır.
• XI. yy.da doğuda Seyhun Irmağı, batıda Akdeniz ve Marmara , güneyde Mısır ve Basra Körfezi ' ne kadar sınırlarını genişletmişlerdir.


Devletin Kuruluşu :
• Devlete ismini veren Selçuk Bey, Oğuzların Üçok kolunun Kınık boyundandır.
• Aşağı Seyhun ile Hazar denizi arasındaki geniş bozkırlarda yaşayan oğuzlar' da ordu komutanı ( Subaşı ) olarak görevli olan Selçuk Bey , Oğuz Yabgu'su ( Hükümdar ) ile anlaşmazlığa düşmüş ve çevresiyle birlikte Seyhun Irmağının aşağı ve doğusunda bulunan " Cent " şehrine yerleşmiştir. Oğuzlar devletine karşı, Samanoğulları' ndan yardım istemiş ve çevresiyle birlikte İslamiyet'i kabul etmiştir.
• Samanoğulları devletinin Karahanlı ve Gaznelilerle mücadelesi sonucu yıkılmasıyla, ve Selçuk Bey'in ölmesiyle dağılan oğuz boylarını Arslan Bey toparladı ise de, Gazneli Sultan Mahmut oğuzların kendisi için tehlikeli olduğunu anlamış ve Arslan bey ve ileri gelenleri tutuklatmıştır.
• Selçuk Bey 'in torunlarından Tuğrul ve Çağrı Bey kardeşler, Selçukluları yeniden toparlamayı ve devleti kurmayı başarmışlardır.
Tuğrul ve Çağrı Beyler Dönemi :
• Horasan bölgesi için, Gaznelilerle ; Nesa ( 1035 ) , Serahs ( 1038 ) , Dandanakan ( 1040 ) savaşlarını yapmışlardır.
• Tuğrul Bey, Nişabur'u Gaznelilerden alarak, kendisine merkez yapmış ve bağımsızlığını ilan etmiştir. ( 1038 )
• Dandanakan Savaşı ( 1040 ) ( Büyük Selçuklular - Gazneliler ) :
Nedeni : Gazneliler' in Selçuklu gücünü Horasan'dan atmak istemesi
Önemi ; Selçuklular , bu savaştan sonra sürekli gelişme aşamasına girerken, Gazneliler zayıflama ve yıkılış sürecine girmişlerdir.
• İran, Irak, Azerbaycan ele geçirilmiştir.
• Merkez Nişabur'dan Rey şehrine taşınmıştır.
• Oğuzların Anadolu'ya akınları Çağrı Bey'in keşif seferiyle başlar ( 1016 ). Anadolu' ya yapılan seferlerin artması üzerine, Pasinler savaşı yapılır.
• Pasinler Savaşı ( 1048 ) ( Büyük Selçuklular - Bizans + Gürcü Kuvvetleri ) :
Nedeni :
Selçuklular' ın Anadolu'ya yönelik akınlarının artması
Bizans'ın, Türklerin Anadolu'ya girme girişimlerini durdurmak istemesi
Bizans'ın Anadolu otoritesini koruma isteği
Önemi : Türkler'in Anadolu'nun fethi için Bizans'la yaptıkları ilk büyük savaş ve kazandıkları ilk büyük zaferdir.
Not : Anadolu'nun fethinde üç önemli savaş görülür ; Pasinler - Malazgirt - Miryokefalon
* Pasinler Savaşı, Bizans'ın Anadolu'daki otoritesini sarsmıştır.
• Abbasi Halifesinin, Şii Büveyhoğulları'nın baskısı üzerine Tuğrul Bey'den yardım istemesiyle, Tuğrul bey iki defa Bağdat seferi düzenlemiş, Büveyhoğullarına son vermiştir. Tuğrul Bey, Abbasi Halifesi tarafından doğu ve batının sultanı ilan edilmiştir.
Önemi : İslam dünyasının koruyuculuğu ve liderliği Selçuklulara geçmiştir.
• Tuğrul Bey döneminde ( 1040 - 1063 ), sınırların Ceyhun' dan Fırat'a kadar genişlediği ; devletin sağlam temeller üzerine oturtulduğu ; Anadolu yönünde gelişmelerin başladığı görülmektedir.
Alp Arslan Dönemi ( 1064 - 1072 )
• Azerbaycan, Kafkasya ve Türkistan seferlerine çıktı.
• Döneminde komutanları tarafından doğu Anadolu'ya seferler düzenlenmiştir.
• Fatımi devletine son vermek ve Mısır'ı fethetmek için, Mısır seferine çıkmışken Bizans İmparatorunun Doğu Anadolu'ya doğru sefere çıkması üzerine geri döndü.
• Malazgirt Savaşı ( 26 Ağustos 1071 ) ( Büyük Selçuklular - Bizans ) :

Nedeni :
• Selçuklular'ın, kendilerine gelen göç dalgalarını yerleştirecek alan için Anadolu'ya yönelmeleri, Anadolu'yu yurt edinme isteği
• Bizans'ın, Anadolu'dan Türkleri çıkarma isteği.

Sonuçları :
• Anadolu kapıları Türklere açıldı. Bu savaştan sonra Türkler, yoğun olarak Anadolu'ya göç etmeye başladılar.
• Anadolu Türk Tarihi başladı, Anadolu'da ilk Türk beylikleri kuruldu.
• Hristiyan Bizans'ın İslam dünyası üzerindeki baskısı sona erdi.
• Türklerin batıya ilerleyişleri üzerine Bizans'ın Papa'dan yardım isteği, Haçlı Seferlerine sebep olmuştur.
Önemi : Türk milletine yeni bir yurt, yeni bir gelecek, yeni bir tarih hazırlayan önemli bir zaferdir.
Melikşah Dönemi ( 1072 - 1092 )
• Büyük Selçukluların en geniş sınırlara ulaştığı, kültür ve uygarlık alanında en parlak düzeye ulaştığı dönemdir.
• Amcası Kavurd' un Sultanlığını tanımaması üzerine, mücadele etmiş ve onu öldürtmüştür.
• Karahanlı ve Gaznelilere egemenliğini kabul ettirdi.
• Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Tutak ve Artuk beyleri, Anadolu'nun fethiyle görevlendirmiştir.
• Suriye, Filistin ve Arabistan'da fetihler yapmıştır.
• Sultan Melikşah bütün müslüman ülkeleri yönetimi altına alma politikası izlemiştir.
• Dönemin en önemli iç olayı "Batınilik" propagandasıdır. Hasan Sabbah, Selçukluları içten parçalama ve yönetimi ele geçirmek için batınilik mezhebini yaygınlaştırmaya ve ileri gelen Türk yöneticilerini öldürtmeye başlamıştır.
• Nizamiye Medresesi bu dönemde önemli bir eğitim-öğretim kurumuna dönüşmüştür.
• Sultan Melikşah adına " Celali Takvimi " düzenlenmiştir.
Devletin Dağılışı :
• Melikşah'ın ölümünden sonra oğulları arasında taht kavgaları çıkması ( Berkiyaruk-Mehmet-Mahmut-Sencer ), devleti yıpratmıştır.
• Son selçuklu sultanı " Sencer " dir. Sencer'in , Katvan savaşında ( 1141 ) Karahıtay'lara yenilmesi ile devletin dağılış dönemi hızlandı.
• Sultan Sencer'in ölmesiyle Selçuklu Devleti parçalanmıştır. ( 1157 )
Selçukluların Parçalanma Nedenleri :
• Veraset anlayışı. ( Ülkenin, hükümdar ailesinin ortak malı sayılması )
• Yönetime küstürülen Oğuzların ( Türkmenlerin ) ayaklanmaları
• Haçlı Seferleri ( Dolaylı )
• Doğudan gelen Moğol akınları
• Batınilerin çalışmaları. ( Batınilik ; Şii mezhebinin radikal siyasi hareketinin doğurduğu hareket )
• Abbasi Halifelerinin egemenlik gücünü geri almak için yaptığı olumsuz çalışmalar
• Atabeylerin, merkezi otoritenin zayıflamasıyla, bağımsızlık ilanları

Büyük Selçuklu Devletine Bağlı Devletler :

1. Horasan Selçukluları : Irak Selçukluları ortaya çıkınca Büyük Selçuklulara denilmiştir.
2. Irak Selçukluları ( 1119 - 1194 ) :
• Kurucu : Mahmut
• Merkez : Merv
• Harzemşahlar son verdi.
3. Kirman Selçukluları ( 1048 - 1187 ) :
• Kuruluş Bölgesi : İran
• Kurucu : Kavurd ( Çağrı Bey'in oğlu )
• Oğuzlar son verdi.
4. Suriye Selçukluları ( 1069 - 1118 ) :
• Merkez : Dımaşk ( Şam )
• Kurucu : Tutuş ( Alp Arslan' ın oğlu, Melikşah' ın kardeşi )
• Dımaşk ve Halep olarak iki kola ayrılmıştır.
• Halep koluna Artuklular son verdi. Dımaşk kolu iç karışıklıklar sonucu sona erdi.
5. Türkiye ( Anadolu ) Selçukluları ( 1075 - 1308 ) :
• Merkez : İznik - Konya
• Kurucu : Kutalmışoğlu Süleyman Şah
• 1243 Kösedağ savaşından sonra Moğollara bağlı duruma gelmişler, Sultan II.Mesut'un ölümüyle son bulmuşlardır.

Atabeylikler :
• Atabey : Selçuklu Şehzadelerini eğitmekle görevlendirilen kişi. ( Osmanlılarda Lala )
• Merkezi Otoritenin zayıflamasıyla bulundukları bölgelerde bağımsızlıklarını ilan ettiler.
1. Salgurlular ( Fars Atabeyliği ) ( İran ) ( 1148 - 1286 ) :
• Merkez : Şiraz
• Kurucu : Sungur
• İlhanlılar son verdi.
2. İldenizliler ( Azerbaycan Atabeyliği ) ( 1146 - 1225 ) :
• Merkez : Tebriz
• Kurucu : Şemsettin İldeniz
• Harzemşahlar son verdi.
3. Beğteginoğulları ( Erbil Atabeyliği ) ( 1144 - 1232 ) :
• Merkez : Erbil
• Kurucu : Beğ-Teginoğlu Ali
• Varisi olmadığı için, vasiyet gereği Abbasi Halifeliğine katıldı
4. Böriler ( Şam Atabeyliği ) ( 1128 - 1154 ) :
• Merkez : Dımaşk ( Şam )
• Kurucu : Böri
• Zengiler son verdi.
5. Zengiler ( Musul Atabeyliği ) ( 1127 - 1259 ) :
• Merkez : Musul
• Kurucu : İmadeddin Zengi
• İlhanlılar son verdi.
6. HARZEMŞAHLAR ( 1097 - 1231 )
• Merkez : Gürgenç
• Kurucu : Atsız
• Ceyhun nehrinin doğduğu bölgenin iki tarafına Harzem ( Harezm ) denilmiştir.
• Harzemşahlar Moğollarla mücadele ederek yıpranmışlar, batıya çekilmişler, Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından ortadan kaldırılmışlardır.
7. EYYUBİLER ( 1174 - 1250 )
• Kuruluş Bölgesi : Mısır
• Kurucu : Selahattin Eyyubi
• Mısır 'da Fatımilere son vererek kuruldular.
• Selahattin Eyyubi , Filistin,Suriye,Irak'ı alarak Güneydoğu Anadolu' ya kadar sınırlarını genişletti.
• Hıttin ( Hattin ) savaşında ( 1187 ) Kudüs kralını yenilgiye uğratarak, Kudüs'ü ele geçirdi. * Üçüncü haçlı seferine sebep olmuştur.
• Eyyubiler ve Moğollar son verdi.
8. MEMLUKLAR ( 1250 - 1517 )
• Kuruluş Bölgesi : Mısır
• Kurucu : Aybey
• Memluk ( Kölemen ) : Eyyubilerin köle olarak alıp yetiştirdikleri Türk Gençlerinden oluşan askerlere verilen isim.Aybey bunlardan birisiydi.
• Moğollar ve Haçlılarla mücadele ettiler.
• Ayn-ı Calut savaşında Moğolları yenilgiye uğratarak, Suriye ve Mısır'a girmelerini engellediler.
• Sultan Baybars, Anadolu'ya yardım'a gelerek Moğolları yenilgiye uğrattı.
• Abbasi Halifeliğini Mısır'da sürdürme politikası izlediler. Amaç İslam dünyası liderliğidir.
• Osmanlılar'la özellikle Ramazanoğulları ve Dulkadıroğulları beyliklerini egemenlik altına alma mücadelesine girdiler.
• Fatih döneminde bozulan ilişkiler, II.Bayezıt döneminde savaşlara dönüştü.
• Yavuz Sultan Selim Mısır seferiyle , Mercidabık ve Ridaniye savaşları sonucu, Memluklar'a son verdi.

Alıntıdır...

4.6.11

İlk Türk Devletlerinde Kültür ve Medeniyet

1. Devlet Yönetimi

Bir milletin belli sınırlara sahip bir toprak üzerinde ba­ğımsız ve teşkilatlı bir toplum halinde örgütlenmesine devlet denir. Bir devletin var olabilmesi için halk, top­rak, bağımsızlık ve siyasal bir örgütlenmenin olması gerekir. Türk devlet teşkilatının başında Han, Şanyu, Kağan, Hakan veya İdikut adı verilen hükümdarlar bulunurdu. Devlet; aile, oba, oymak ve boyların bira-raya gelmesiyle oluşurdu. Türk devlet teşkilatı Mete Han tarafından kurulmuştur. Ülke, Doğu-batı olmak üzere ikiye ayrılarak yönetilirdi. Buna "İkili Teşkilat" adı verilirdi. Bu teşkilata göre kutsal merkez Ötügen'de, Hakan bulunur ve ülke haneden üyelerinin ortak malı sayılırdı. Ülkenin çeşitli yerlerine hanedan mensubu prensler gönderilirdi. Merkezdeki Hakan'ın ölümü genellikle taht kavgalarına neden olmuştur. Bu geleneğin etkisiyle tarihte bir çok Türk devleti kurul­muş ve kısa sürede yıkılmıştır. Bundan dolayı Os­manlı Devleti'ne kadar hiç bir Türk devleti uzun süre varlığını devam ettirememiştir.

Türkler, hükümdarlarına bu görevin Gök Tanrı tara­fından verildiğine inanırlardı. Bu inanca "Kut" denir­di. Kut anlayışına göre bu görev kan bağıyla nesilden nesile devam ederdi.

Devlet yönetiminde hükümdar eşleri olan Hatunlar da görev alır, kurultay toplantılarına katılır ve elçi kabul­lerinde bulunurdu.

Devlet yönetiminde hükümdarların yanında boy bey­lerinden oluşan "Toy" (Kurultay) vardı. Geniş yetki­lere sahip olan Kurultay, hükümdara danışmanlık ya­pardı. Göktürk hükümdarı Bilge Kağan'ın, şehirlerin etrafının surlarla çevrilmesi, Taoizm ve Budizm'in ta­nıtılması gibi tekliflerinin Kurultay tarafından redde­dilmesi Türk hükümdarlarının sınırsız yetkilere sahip olmadıklarının göstergesidir.

2. Ordu

Eski Türk devletlerinde "ordu-millet" geleneği vardır. Hakan aynı zamanda ordunun komutanıdır. Askerlik özel bir meslek sayılmaz ve paralı askerler bulun­mazdı. Hayat tarzları o zamanın şartlarında Türkler'in asker bir millet olmasını sağlamıştır. Savaş za­manında kadın-erkek eli silah tutan herkes askerdir. Türk ordu teşkilatının temeli olan "Onluk Sistem" Mete Han tarafından kurulmuştur. Bu sistem Türk devlet teşkilatına da etki etmiş ve idarede kolaylık sağlamıştır. Türk orduları çağın tekniğine uygun en etkili silahları kullanmıştır. Türk ordusu atlı birliklerden oluşur ve si­lah olarak genelde ok ve yay kullanılırdı. Türkler'in en yaygın savaş taktiği ani baskınlar şeklinde gerçekle­şen Turan "Hilal taktiği"dir. Türk ordu teşkilatı Çin, Moğol ve Bizans ordularını da etkilemiştir.

3. Din ve İnanış

İslamiyet öncesi Türklerde; Dağ, tepe, su, ağaç, or­man, güneş, ay, yıldızlar ve gök gürültüsü gibi unsur­lar kutsal olarak kabul edilmiştir.

"Atalar kültürü" denilen, atalarının hatıralarına ve büyüklerine saygıya dayanan bir inanç sistemine sa­hip olanlar da vardır.

İslam öncesinde Türkler yaygın olarak Gök - Tanrı dinine inanmışlardır. Bu inanç sistemine göre Gök -Tanrı dinine inanmışlardır. Bu inanç sistemine göre Gök - Tanrı tek yaratıcı olarak görülmüştür. Hükümdarların Gök-Tanrı tarafından görevlendirildiğine inanmışlardır. Gök - Tanrı can veren, yaşatan ve öldürendir. Bir dinden çok sihir karakterine sahip Şamanizm de Türkler arasında yaygındır. Şamanist din adamlarına "Kam" adı verilmektedir. Şamanizm'e göre bütün dünya iyi ve kötü ruhların tesiri altındadır.

Kurgan denilen Türk mezarlarında ölen kimsenin yanına bazı değerli eşyalarını da gömerlerdi. İnsan şeklinde yapılan mezar taşlarına "Balbal" denirdi. Ayrıca ölünün arkasından "Ölü Aşı" denilen yemek dağıtılırdı. Bu gelenekler eski Türkler'de ahiret inan­cının varlığının göstergesi olarak kabul edilmektedir.

İslamiyet'ten önceki Türkler'de yukarıdaki inanç sis­temlerinin haricinde Uygurlar döneminde Maniheizm, Hazarlar'da Musevilik, Avrupa'ya göç eden Türkler arasında ise Hıristiyanlık yayılmıştır. Bu dinler özel­likle kültürel alanda etkisini göstermiştir. Mani dini Uygurlar'ın yerleşik hayata geçmesi, şehirler kurma­sı, bilim, edebiyat ve sanat alanında ilerlemesinde etkili olmuştur. Mani dini Türk yaşam tarzına uygun olmadığı için halk arasında fazla yaygınlaşmamış, hükümdar ailesi ve yakın çevresi ile sınırlı kalmıştır. Bu dindeki bazı terimlerin Türkçeleştirildiği görülmüş­tür. Bu durum Uygurlar'ın milli bilince sahip olduğu­nun göstergesidir.

Türkler, genel olarak din konusunda serbest olmuş­lardır. Uygurlar döneminde Maniheist ve Budist tapı­naklarının yanyana bulunması Türkler'deki din ser­bestliğinin ve hoşgörünün göstergesidir.

İslam dini Türkler'in eski inanç sistemleri ve karakter­lerine uyduğu için, Türkler arasında hızlı bir şekilde yayılmıştır, İslamiyet'i kabul eden Türkler milli benlik­lerini korurken diğer dinlere inananlar milli benliklerini kaybetmiştir. Türkler, eski ve köklü bir kültüre sahip oldukları için İslamlaşma, Arap kültürünü kabul etme şeklinde gerçekleşmemiştir.

4. Sosyal ve Ekonomik Hayat

Uygurlar'a kadar Türkler tabiat koşullarına bağlı ola­rak yarı göçebe bir hayat tarzını benimsemişlerdir. Yaylak-kışlak hayatı yaşayan Türkler çadırlarda kal­mışlar ve daha çok hayvancılıkla uğraşmışlardır. Yerleşik hayata geçilmesi ölçüsünde çadırlardan vazgeçilmiş ve Uygurlar döneminde iki katlı beyaz badanalı evlerde oturmaya başlamışlardır.

İslamiyet'ten önceki Türk toplumlarında baharın ge­lişi (Nevruz) bayram havası içinde festivallerle kutla­nırdı. Bu festivallerde at yarışları düzenlenir, şarkı­lar söylenir, kadın ve erkeklerle bir arada yemekler yenilir ve müzik eşliğinde dans edilip eğlenilirdi.

Türkler'de özel mülkiyet hakkı vardı. Bu durum Türkler'de sınıf ayrımının görülmemesinin nedenle­rinden biri olmuştur. Ayrıca Türkler'de sosyal alanda kadın-erkek eşitliği uygulanmıştır.

İslam öncesi Türk devletlerinde ekonominin temeli hayvancılık ve ticarete dayanıyordu. At, koyun ve sı­ğır besleyen Türkler komşu ülkelere hayvan satarak ekonomik kazanç sağlamışlardır. Hunlar ve Göktürk­ler döneminde Çin'e sattıkları mallarının karşılığı olarak Çin'den ipek almışlardır. Çin'den başlayıp Av­rupa'ya kadar ulaşan "İpek Yolu"da Türkler için önemli bir gelir kaynağı olmuştur. Türk - Çin sınırın­daki kasabalar iki toplum arasında ortak pazar yeri olarak kullanılmıştır. Uygurlar döneminde yerleşik hayata geçiş ve şehirleşme ile birlikte ticaret de geliş­miştir. Ticaret kervanlarının geçtiği yollar "ipek Yolu" olarak isimlendirilmiştir. Türk devletleri Çin, Sasani ve Bizans ile bu ticaret yoluna hakim olabilmek amacıyla mücadele etmişlerdir.

Demircilikte ilerleyen Türkler özellikle yaptıkları at ko­şum takımlarını ve silahları komşu ülkelere satmış­lardır.

İslamiyet'ten önceki Türk devletleri Türgişler'e kadar para yerine daha çok üzeri resmi damgalı ipek par­çaları kullanmıştır. Türgişler döneminde ise para kul­lanmaya başlamışlardır.

5. Hukuk

İslamiyet'ten önceki Türk toplumlarında devlet ve halk arasındaki ilişkiler "töre"yle düzenlenmiştir. Törenin temeli Türk geleneklerine dayanmaktadır. Türkler'de yazılı döneme geç geçildiği için yazılı hu­kuk kuralları yoktur. Hukuk alanında töre ve gele­neklerin etkili olmasının nedeni, yaşanılan hayat tarzıdır.


6. Dil, Edebiyat ve Yazı

Türk edebiyatının ilk örnekleri sözlü edebiyat ürünleri olmuştur. Bunlar; Türkler'in hayat felsefelerini, yaşa­yış tarzlarını anlatan "Savlar" ölen büyükler için sevgi dolu sözler içeren "Sagu"ar ile avlarda, savaşlarda, akınlarda ve şölenlerde musiki ile söylenen şiirlerden oluşan "Koşuklar" dır. Bunlardan başka destanlar da sözlü edebiyatımızın en önemli eserlerdir. Destanlar İslamiyet'ten önceki inanç, töre ve ha­yat tarzını günümüze kadar ulaştıran eserlerdir. Bu destanlar; Hunlar'ın Oğuz Kağan, İskitler'in Alp Er Tunga, Göktürkler'in Ergenekon, Uygurlar'ın Göç ve Türeyiş ile Kırgızlar'm Manas destanlarıdır.

Türkler İslamiyet öncesinde Göktürk ve Uygur alfa­belerini kullanmışlardır. Uygurlar, kitap baskı tekniği­ni geliştirmişler ve hareketli harf sisteminden oluşan matbaalar yapmışlardır.

Türkçe yazılmış en eski metinler kitabelerdir. Bunlar içerisinde de en önemlisi I. Göktürk Devleti'nin yıkılı­şını ve II. Göktürk Devleti'nin kuruluşunu anlatan Or­hun Yazıtları'dır. Orhun Yazıtları Bilge Kağan, Kültigin ve Vezir Tonyukuk adına dikilmiştir. Bu yazıtlar Türk adının geçtiği ilk Türkçe metinlerdir. Orhun Ya­zıtları, devlet ve halkın karşılıklı olarak görevlerinin belirtilmesi ve devlet adamlarının halka hesap ver­mesi bakımından da önemlidir. Yazıtlarda geçen "ta- i kir milletin zenginleştirilmesi, açların doyurulması" gi­bi ifadeler Türk devletlerinde sosyal devlet anlayışı­nın geliştiğinin göstergesidir.

7. Bilim ve Sanat

Göçebe hayat tarzını benimseyen İslamiyet'ten önce­ki Türk toplumlarında bilimsel alanda yapılan en önemli çalışma "Oniki Hayvanlı Türk Takvimi"nin hazırlanmasıdır. Bir yılın 365 gün olarak hesaplan­ması Türklerde astronomi bilgisinin ilerlediğini göstermektedir.

Göçebe hayat tarzı yaşayan Türkler'de sanat eserleri taşınabilir malzemelerden oluşmaktadır. Bunlar deri kumaş, maden ve ahşap işlemeciliğine dayanmaktadır. Uygurlar'da ise yerleşik hayata geçişle birlikte şehir ve tapınak mimarisi gelişmiştir. Budist ve Maniheist manastırları, saray ve bunların iç süslemeleri dikkat çekicidir. Türkler genellikle hayat tarzlarının simgesi olarak süslemelerinde hayvan motiflerini kulis mıstardır.

2.6.11

Takvimler

TAKVİMLER

Zamanı ölçmek için hazırlanan çizelgelerdir. Ayın dünya etrafında 12 defa dönüşünü 354 günde tamamladığı süre ay yılı, dünyanın güneşin etrafında 1 defa dönüşünü 365 gün 6 saatte tamamlaması ise güneş yılıdır.


TÜRKLERİN KULLANDIĞI TAKVİMLER
a. 12 Hayvanlı Türk Takvimi, güneş yılına göredir. Yıllara sayı yerine hayvan adı verilir.
b. Hicrî takvim, ay yılı hesabına göredir. Hicret esas alınır. 354 gündür (Dini gün ve bayramlar butakvime göre belirlenir.).
c. Celalî Takvimi, güneş yılına göredir. Büyük Selçuklular kullandı.
ç. Rumî Takvim, Osmanlı Devleti'nde vergi toplama ve yabancı devletlerle yapılan ticari ilişkiler sırasında takvim farklılığından dolayı ortaya çıkan zorlukları gidermek için hazırlandı. Güneş yılına göre hazırlanmıştır.
d. Miladî Takvimi, güneş yılına göredir. 365
gün 6 saattir.
TC. Devletinde de 1 Ocak 1926'dan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

İLKÇAĞ Başlangıcı:
Yazının icadı M.Ö. 3500
Son:
Kavimler Göçü M.S. 375
ORTAÇAĞ Başlangıç:
Kavimler Göçü: M.S.375
Son:
istanbul'un Fethi M.S. 1453

Madenlerin işlenmesiyle ilk şehir devletleri kurulurken denizyolları kullanılmaya başlanmış, devrin sonlarında yazı bulunmuştur.
Tarih yazının icadı ile başlar. Yazılı belgelerin olmadığı tarih öncesi dönemlerin devirlere ayrılmasında araç gereç ve malzemeler ölçü alınır.

Eski Taş Devrinde; avcılık, toplayıcılık yapılmış, ilkel ok ve yay kullanılsa da ürün üretilmemiştir, insanlık tarihinin en uzun devridir.

Orta Taş (Yontma) Devri; Sonlarına doğru ateş, ısınmak, pişirmek ve korunmak için kullanılmıştır. Tekerlek icat edilmiştir.

Yeni Taş (Cilâlı) Devri; Tarım başlamış, yerleşik hayata geçiş olmuş, hayvanlar ilkkez evcilleşti-rilmiş, ilk bitki liflerinden elbiseler yapılmıştır.
bir sonraki olayın başlangıcıdır.

ESKİ ÇAĞ MEDENİYETLERİ

Hint Medeniyeti

Çin Medeniyeti

Anadolu Medeniyeti
1. Hititler 4. iyonlar
2. Frigyalılar 5. Urarturlar
3. Lidyalılar

Mezopotamya Medeniyeti
1. Sümerler
2. Akadlar
3. Babiller
4. Asurlar
5. Elamlar

Doğu Akdeniz Medeniyeti
1. Fenikeliler
2. ibraniler

Mısır Medeniyeti

İran Medeniyeti
1. Medler
2. Persler

Ege Medeniyeti
1. Girit
2. Miken
3. Yunan

Roma Medeniyeti

Hellen Medeniyeti

HİNT MEDENİYETİ:

Halkı sınıflara ayıran Kast Sistemi yüzünden devlet olamadılar. Budizm, Brahmanizm, Hinduizm inançları yaygındır.

ÇİN MEDENİYETİ:


Kendilerine ait alfabeleri vardır. Barut ve pusulayı icat ettiler. Budizm, Tao, Konfiçyusizm yaygındır.

ANADOLU MEDENİYETLERİ
Hititler:


Merkezi Boğazköy (Hattuşaş) tır. Anadolu, tarihi devirlere Hititler döneminde geçti. Pankuş denilen meclis kurulup kralın yetkilerini kısıtladılar. Anadolu'da Tımar sistemi Hititler zamanında kullanıldı. M.Ö. 1280'de ilk yazılı antlaşma olan Kadeş Antlaşmasını Mısırla imzaladılar. Anal denilen yıllıklar tutarak ilk kez tarafsız tarih yazıcılığını başlattılar. Kralın hanımı olan "Tavananna" kralın tüm yetkilerine sahipti. Hukuk sistemi gelişmiştir.

Frigler


Merkezleri Gordion'dur. Çok tanrılı dine inandılar. Bereket tanrıları Kibele'dir. Kuyu mezarları vardır. Tarıma çok fazla önem vermekteydiler. Hatta öküz öldüren veya saban kıranın cezası ölümdü. Kibele isimli Tabit Tanrıçaları vardır. Krallarına "Mi-das" denir.

Lidyalılar:

Merkezleri Sard'dır. Yaptıkları Kral Yolu ile doğu batı ticareti gelişti. Parayı icat ettiler.
İyonlar:
Şehir devletleri şeklinde yaşadılar. Koloniler kurdular, hür düşünceye önem verdiler. Bilimde çok ilerlemişlerdir. Pisagor, Tales, Hipokrat gibi ünlü bilim adamları yetişmiştir.

Urartular:

Merkezleri Tuşpa (Van)'ö\r. Mezarlarını oda şeklinde yapmalarından ölümden sonraki hayata inandıklarını anlıyoruz. Su kanalları yapmalarından ise tarımla uğraştıkları sonucuna varıyoruz.

MEZOPOTAMYA MEDENİYETLERİ

Dicle ile Fırat arasındaki bölgeye Mezopotamya denir. Bölgeden göç yollan geçtiğinden birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Nehirlerin akış yönü dikkate alınarak bölgenin kuzeyine Yukarı Mezopotamya, güneyine Aşağı Mezopotamya denir.

Sümerler:

Çivi yazısını buldular. Ay yılı esaslı takvim ve tarihteki ilk yazılı kanunları yaptılar (Urgakina isimli Kralları hazırlamıştır). İlk hukuk devletidir. Zıggu-rat isimli tapınaklarını aynı zamanda gökyüzünü incelemek için (Rasathane) olarak da kullanmışlardır.

Akadlar:

İlk sürekli orduyu kurarak tarihteki ilk büyük imparatorluğu kurdular.

Babiller:

Sümerler'den etkilenerek kanunlar oluşturmuştur. Ancak Sümerler'in kanunları fidye esaslı iken, Hamımurabi'nin hazırladığı kanunlarda kısas esaslıydı. Yani suçun ne ise cezan aynı olacaktı. Ayrıca dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen "Ba-bil'in Asma Bahçelerini" tarihe bırakmışlardır.

Asurlar:

Anadolu'yla ticaret yaptıkları sırada Hititler'e çivi yazısını öğreterek Anadolu'da tarihi devirlerin başlamasında etkili oldular.

Elamlılar:

Şehir devletleri hâlinde yaşadılar.

DOĞU AKDENİZ MEDENİYETLERİ
Fenikeliler:

Kurdukları koloniler ile doğu kültürünü batiye taşıdılar. Tarihteki ilk alfabeyi yaptılar. (Bu alfabı gelişerek Latin alfabesi meydana geldi.)

İbraniler:


Tek tanrılı inanca sahip ilk uygarlıktır. Sadec* ibraniler'e ait olduğu inancı bu dinin yayılmasın önledi.

MISIR MEDENİYETİ

Nil nehrinin akış yönüne göre kuzeye Aşağı Mısır, güneye Yukarı Mısır denir. Mısır'ın diğer medeniyetlerden etkilenmeyip, istilâlara uğramamasının nedeni coğrafî konumudur. (Bunun nedeni, etrafının çöllerle kaplı oluşudur), ilk güneş yılı esaslı takvimi yapmışlardır. Resim yazısı olan hiyeroglifi icat etmişlerdir. Ölümden sonraki hayata inandıklarından vücutları çürümemesi için mumyalamışlardır. Böylece tıp ve eczacılık gelişmiştir. Ayrıca matematik ve geometri biliminde de ilerlemişlerdir.

İRAN MEDENİYETLERİ

Medler:


Urartular'ı yıktılar. Persler tarafından yıkıldılar. Persler:
Medlerin egemenliğinde yaşarlarken onları yıkarak topraklarında Persler'i kurmuşlardır. Zer-düştlü dinine inandılar. İlk posta teşkilâtını kurdular. Sümer'in çivi yazısını kullandılar.

Ege Medeniyeti

Girit, Miken, Yunan medeniyetlerinden oluşmuştur.
Girit: Tarihe bıraktıkları en önemli eserleri Knossos Sarayıdır. Tarihte ilk olimpiyat oyunlarını düzenleyen medeniyettir.
Miken: Tarihte Kubbeli Kuyu Mezarları ile meşhurlardır.

Yunan Medeniyeti: Tanrıları adına olimpiyatlar düzenlediler. Çok tanrılıdırlar (Apollo, Zeus gibi) Polis isimli şehir devletleri halinde yaşıyorlardı. (Sportapolis, Atinapolis gibi) Drakon, Solon ve Klistenes isimli kişiler anayasa hazırlamışlardır, içlerinde demokrasiye en yakın olanı Klistenes'in hazırladığı anayasadır.

HELLEN MEDENİYETİ

Makedonya kralı Büyük iskender'in Asya seferi sonrası doğu ve batı kültürlerinin kaynaşmasıyla doğdu. (Avrupa-ı- Anadolu+ İran+ Mezopotamya+ Mısır medeniyetlerinin biraraya getirilmesi sonucu)

ROMA MEDENİYETİ


İlk Çağın en büyük köleci devletidir. Sınıf farklılıklarını önlemek için 12 Levha Kanunlarını yaparak günümüz Avrupa hukuk sisteminin temelini attılar. (Roma Hukuku'nun)

İlgili Sorular:
1)
Tarih Öncesi dönemlerde,

I. Tahıl yetiştirilmesi,
II. Avcılık ve toplayıcılık yapılması
III.Demir madeninin işlenmesi

Durumları aşağıdakilerden hangisinde verilen kronolojik sıraya göre yaşanmıştır?

A) I, II, III B) I, III, II C) II, III, I D) II, I, III E) III, II, I
2)
Türklerin tarihte kullandıkları,
I. 12 Hayvanlı,
II. Hicri
III.Miladi
Takvimlerinden hangilerini kullanmada değişik kültürlerle etkileşimin olduğu söylenebilir?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) II ve III E) I, II ve III

3)
Tarih öncesi dönemde, “toplayıcılık ve avcılıktan üretim ekonomisine geçiş”in yaşandığı dönem aşağıdakilerden hangisidir?
A. Orta Taş Devri
B. Bakır Devri
C. Yontma Taş Devri
D. Tunç Devri
E.Cilalı Taş Devri
4)
Bir yerleşim yerinde yapılan araştırmada, bütün tarih öncesi devirlerin sırasıyla yaşandığı araştırılmıştır.
Buna göre bu yerleşim merkezinde Cilalı Taş (Neolitik) devrinden sonra aşağıdaki dönemlerin hangisine ait alıntıların bulunması gerekir?
A.Eski Taş (Paleolitik)
B.Orta Taş (Mezolitik)
C.Bakır Taş (Kalkolitik)
D.Tunç
E.Demir
5)
Hicrî-Kamerî takvimi kullanan Osmanlı Devleti, 1739’dan itibaren hangi amaçla Güneş yılını esas alan Rumî takvimi de kullanmaya başlamıştır?
A.Mali işlerde kullanılmak üzere.
B.Diplomatik yazışmalarda kullanılmak üzere.
C.Ceza kanunlarını batıya uydurabilmek üzere.
D.Batı dünyasından gelen baskılar üzerine.
E.Arap dünyasından koparak Batı dünyası ile bütünleşebilmek üzere.

Tarih Bilimi Nedir Ne Değildir?

Tarih:

Geçmişteki insan topluluklarının yaşayışlarını, birbirleriyle olan ilişkilerini (siyasi, kültürel, ekonomik) yer, zaman göstererek, belgelere dayanarak neden sonuç ilişkisi içinde objektif olarak anlatan bilimdir.

Not: Yer zaman ve neden sonuç, tarihe bilim olma özelliği kazandırır...

Tarihin bilim olarak özelikleri;

1) Değerlendirirken, olayın geçtiği zamandaki koşular göz önüne alınmalıdır.
2) Kendine özgü metodları vardır ve diğer bilimler gibi deneyi, gözlemi olan olayları incelemez.
3) Tekrarı olmayan olayları inceler...

TARİH METODU VE KAYNAKLARI

a) Ana kaynaklar; hatıralar, seyahat yazıları, kitabeler, paralar, sanat eserleri..
b) İkinci el kaynaklar; ikinci el kaynaklardan yararlanılarak yazılan eserler.

Tarih sınıflandırması


a)Zamana göre: Tarihin, çağları ve önemli olayları esas alarak sınıflandırılmasıdır. İlk çağ, Orta Çağ gibi
b) Mekana göre: TArihin, olayın yaşandığı yere göre sınılandırılmasıdır. Asya Tarihi, Mezopotamya tarihi gibi.
c) Konuya göre: Tarihin sosyal, ekonomik, dini olaylara göre sınıflandırılmasıdır. Hukuk Tarihi, Tıp Tarihi gibi.

Not: Tarih; coğrafyai arkeoloji, kronoloji, paleografya, diplomatik, antropoloji, etnografya, numizmatik, sosyoloji, psikoloji gibi bilimlerden yararlanır...

Şimdi Birkaç Soru Çözelim:
1)
I. Olayların doğruluğunun kanıtlanmasında belgelerden yararlanılması
II. Deney ve gözlem yöntemi ile araştırma yapılması
III. Farklı bilim dallarından yardım alınması
IV. Olayların günümüz koşullarına göre değerlendirilerek yorum yapılması
V. Olaylar arasında neden-sonuç bağlantısı kurulması
durumlarından hangilerinin tarih bilimi için geçerli olduğu savunulamaz?
A) I ve II
B) I ve III
C) III ve II
D) II ve IV
E) IV ve V
2)
12. - Miladi takvime başlangıç olarak Hz. İsa'nın doğumu
- Hicri takvime başlangıç olarak Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göçü esas alınmıştır.
Buna göre; miladi takvimin Avrupa'da, hicri takvimin ise Ön Asya' da daha yaygın olarak kullanılması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
A) Miladi takvimde Roma uygarlığının etkisinin olması
B) Farklı inanç sistemlerinin benimsenmesi
C) Coğrafi konumların farklı olması
D) Bilimsel gelişmelerin yetersiz olması
E) Hicri takvimin Ön Asya'da ortaya çıkmış olması
3)
Tarihi olaylar incelenirken dikkat edilmesi gereken özelliklerden biri de objektif olmaktır.
Aşağıdakilerden hangisi, tarih araştırmaları sırasında objektiflikten uzaklaşıldığının bir göstergesidir?
A) Olaylar arasında neden-sonuç bağlantısının kurulması
B) Birinci elden kaynaklardan yararlanılması
C) Olayın geçtiği dönemin koşullarının gözönünde bulundurulması
D) Olayla ilgili siyasi gelişmelere yer verilmemesi
E) Olayın geçtiği bölgede araştırma yapılması
4)
Tanım : Tarih; insan topluluklarının geçmişte yaşadıklarını, kültürlerini, toplumlar arası ilişkileri yer ve zaman göstererek, kaynaklara dayalı olarak inceleyen ve neden-sonuç bağlantısı kurarak anlatan bilim dalıdır.
Durum : Talaş Savaşı, Orta Asya'ya egemen olmak isteyen Araplar ile Çinliler arasında yapılmış ve savaşın kazanılması Türklerin İslamiyet’e geçiş sürecini hızlandırmıştır.
Yukarıda verilen durumda tarihin tanımında yer alan unsurlardan hangisine değinilmemiştir?
A) Yer
B) Neden
C) Zaman
D) Toplumlararası ilişkiler
E) Sonuç
5)
Tarih çağlarını birbirinden ayıran bir olayda öncelikle aşağıdaki özelliklerden hangisi aranır?
A) Doğal olayların sonucu olmalı
B) Toplumların büyük bölümünün yaşantısını değiştirmiş olmalı
C) Ticaretin gelişmesine katkıda bulunmalı
D) Yeni inanç sistemlerinin oluşmasına neden olmalı
E) Sanat akımlarının ortaya çıkmasını sağlamalı